TÜRKİYE’DE HÂKİMLER VAR…


ali galip baltaoglu Türkiye’de bir ağır ceza heyeti, savcılıklarda hazırlanan iddianamelerdeki çifte standartları ve yanlışlıkları, üniversitelerde dönen dolapları, rektörlük seçimlerindeki üç kağıtçılıkları, makam sahiplerinin iki yüzlülüklerini SOBELEMİŞ! Bu heyet Fetö davalarında suçun sınırını adalet prensipleri çerçevesinde hiç bir şüpheye mahal vermeyecek şekilde belirlemiş. İşte adalet budur dedirten bu hakimlere selam olsun.

Hakimlerin 1000 sayfayı AŞAN karar gerekçelerinde “VI- delillerin tahlili ve suçun vasıflandırılması;” başlıklı kısmı, ibret ve örnek olması dileğiyle yer ve isimleri kodlayarak sunuyorum.

Lütfen ibretle okuyunuz:

VI- Delillerin Tahlili ve Suçun Vasıflandırılması;

FETÖ/PDY Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere sivil alanda dinden, kamusal alanda

hukuktan referans almaya gayret göstermiştir. Örgüte bağı olan kişilerin bir kısmının örgütün nihai amacını fark etmemesi için bu yöntemi kullanmıştır. Özellikle 17-25 Aralık 2013 hukuk darbesine kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermiş, devlete sızarak ele geçirme metodunun geçersiz olması halinde darbe yaparak yönetime el koyabilecekleri fikrini kendilerinden uzak göstermeyi başarmış, hatta Ergenekon davaları sürecindeki aleni propagandalarında darbeci zihniyet ile mücadele ettikleri imajı oluşturmaya çalışmışlardır. Özellikle 17-25 Aralık 2013 olayları, elbette ki davaların seyrinde dikkate alınan ve mihenk olarak esas alınan bir tarihtir. Yaptığı Türkçe Olimpiyatları, dershaneler, okullar, yurtlar açılması gibi faaliyetleriyle Türkiye toplumunun büyük çoğunluğuna ulaşan bu yapı ile irtibata geçmiş kişilerin cezai sorumluluklarının tespiti, yapılan yargılamaların nihai hedefidir ve hüküm her türlü şüpheden uzak kesinliğe bina edilmek zorundadır. Kişilerin, en azından darbeye kadar artık FETÖ ye dönüşmüş PDY ile irtibatını gösterecek delillerin var olması ve o deliller ışığında karar verilmesi en isabetlisi olacaktır. Hasbelkader temas eden kişilerin cezalandırılması, arada masumların yandığı hususu dikkate alınmazsa, gayet isabetli görünebilecektir. Ancak içinde zulüm barındıran hukuk, devletin temeli olan adaleti tesis etmeyecektir. KİŞİLER BU YAPININ DA İÇİNDE BULUNDUĞU YAŞAM KESİTLERİNE SAHİP OLABİLİRLER. HATTA ÇOK FANATİK OLARAK BU YAPIYI VE LİDERİNİ SAVUNDUKLARI ANLAR DA OLABİLİR. ÖRNEĞİN HAKLARINDA HERHANGİ BİR TAKİBAT OLMADIĞI TAHMİN EDİLEN HÜSEYİN GÜLERCE, NURETTİN VEREN GİBİ KİŞİLER, BELKİ DIŞARDAN SADECE BU ÖZELLİKLERİYLE BİLİNİYOR DA OLABİLİRLER. FAKAT KİŞİNİN BU YAPIDAN AYRILDIĞI, MESAFE KOYDUĞU YAHUT UZAKLAŞTIĞI İHTİMALLERİ ÇOK DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR OLUP BU YAPININ KURULUŞUNDAN YAKLAŞIK 40 SENE SONRA TERÖR ÖRGÜTÜ OLARAK NET BİR ŞEKİLDE TANIMLANMIŞ OLMASI GÖZDEN KAÇIRILMAMALIDIR. AYRICA, DİNİ BİR CEMAAT OLDUĞUNU DÜŞÜNEREK BU YAPIYA SEMPATİ DUYANLARIN, SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYELERİNDEN AYRILMASI GEREKTİĞİ, YARGITAY 16.C.D.’NİN KARARLARINDA DA VURGULANAN ÖNEMLİ BİR HUSUSTUR. Bu kararlarda da belirtildiği gibi, sohbet toplantılarına katılmak, kendi adıyla Zaman gazetesine abone olmak, örgütle bağlantılı dernek veya sendika üyesi olmak, örgüt üyesi olan kişilerle telefonla sıkça görüşmek gibi hususlar, başka yan delille desteklenmediği sürece, tek başına, silahlı terör örgüt irtibatını göstermeyen, sempati düzeyinde kalan davranışlardır. BU ÖRGÜTÜN, PKK GİBİ, KURULDUĞU ANDAN İTİBAREN ŞİDDET UYGULAMIŞ BİR TERÖR ÖRGÜTÜ OLMADIĞI BİLİNMELİDİR. FETÖ/PDY İLE DİNİ VE MİLLİ HASSASİYETLERDEN DOLAYI, TEMAS ETTİĞİ DÖNEMDE MEŞRU OLAN BU YAPI İLE BAĞ KURMUŞ KİŞİLERİN OLABİLECEĞİ UNUTULMAMALIDIR. DOLAYISIYLA SANIĞIN, YAPININ İLLEGAL VE TERÖR ÖRGÜTÜ YÖNÜ İLE İLİŞKİLERİNİN DEVAM ETTİĞİNİ GÖSTERİR 17-25 ARALIK 2013 SONRASI DELİLLERİN VARLIĞI HAYATİ ÖNEMİ HAİZDİR. ARTIK ÖRGÜTE DÖNÜŞTÜĞÜ TARİHLERDE KİŞİNİN EMİR-TALİMAT ANLAMINA GELECEK VE ÖRGÜT İLE BAĞLILIĞINI GÖSTEREN BANKASYA’YA PARA YATIRMA, DARBEYE GİDEN SÜREÇTE YAHUT DARBEDE GÖREV ALMIŞ OLMA, DEVLET YAPISININ İÇİNE SIZARAK DEVLETİ ELE GEÇİRMEDE RAKİPLERİNDEN DAHA AVANTAJLI DURUMA, YAPI TARAFINDAN GETİRİLME -ÖRNEĞİN ÇALINAN SINAV SORULARININ VERİLMESİ- YAPININ TAHAKKÜMÜ VE BASKISI İLE YAHUT KENDİLİĞİNDEN, KENDİLERİNDEN OLMAYAN KİŞİLERE KUMPAS KURULMASINDA GÖREV ALMA, KONUMU GEREĞİ ELDE ETTİĞİ BİLGİ VE BELGELERİ YASALARA AYKIRI OLARAK YAPI TARAFINDAN BELİRLENEN ÜSTÜNE (ABİSİ-İMAMI) AKTARMA, KENDİ İRADESİNİ TERK EDİP HAYATINI ÖRGÜTÜN BELİRLEDİĞİ YERDE VE ÖRGÜTÜN İSTEDİĞİ ŞEKİLDE GEÇİRME -ÖRNEĞİN ÖNEMLİ VE MEŞRU SEBEP OLMAKSIZIN ANNE VE BABASINA YAHUT MEMLEKETİNE UZAK BİR YERDE YAŞAMA- ÖRGÜT TARAFINDAN KURDURULAN DERNEK GİBİ SİVİL TOPLUM KURULUŞLARININ YÖNETİCİLİĞİNİ YAPMA, ANCAK TERÖR VE SUÇ ÖRGÜTLERİNDE GÖRÜLECEK GİZLİ YAZIŞMA VE HABERLEŞME AĞINA DAHİL OLMA GİBİ FİİLLERİN, EN AZINDAN BİRKAÇININ NET OLARAK VARLIĞI CEZAİ SORUMLULUK İÇİN ARANMASI GEREKEN MADDİ UNSURLARDIR. BY-LOCK İSİMLİ YAZIŞMA PROGRAMINI, ESKİ YARGITAY ÜYELERİNİN, ESKİ HAKİM VE SAVCILARIN, ESKİ KAYMAKAMLARIN, ESKİ BÜROKRATLARIN, ÖRGÜTÜN İL VE İLÇE İMAMLARININ, ESKİ AKADEMİSYENLERİN VE BİRÇOK ÖNEMLİ VE ÜST DÜZEY KİŞİLERİN KULLANDIKLARI DİKKATE ALINDIĞINDA, HAKKINDA BY-LOCK TESPİTİ OLMAYAN KİŞİLERİN ÖRGÜT İLE OLAN BAĞLANTISININ YORUMLANMASINDA VE BELİRLENMESİNDE BU DURUM DİKKATE ALINMASI GEREKLİDİR. Aksi durumda tanık beyanları bu suç ve terör örgütü üyeliğinin tespitinde ancak yan delil olabilirler. TABİ Kİ TANIKLARIN 5 DUYU ORGANINA DAYANAN ŞEHADETLERİ, ÖZELLİKLE 17-25 ARALIK 2013 SONRASINA AİT OLMALIDIR. ”ÖYLE BİLİNİRDİ, ÖYLE DUYDUM, ÖYLE BİR KANAAT VARDI, ÖYLE HİSSEDİYORUM, ÖYLE DÜŞÜNÜYORUM” ŞEKLİNDEKİ BEYANLAR YASAL, MAKUL VE MAKBUL GÖRÜLMEMİŞTİR. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin birbirinden farklı durumlar ile alakalı vermiş olduğu kararlar dikkatle irdelendiğinde, yukarıdaki bakış açısı ile, yani kesin, somut, hukuka ve kanuna uygun delillerle yargılamaların yapılması ve hüküm verilmesi gerektiği net bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Dosyamızdaki tanıklardan birinin C.Savcılığındaki ifadesinde “Nur Talebesi” olduğunu söyleyerek ifade vermesinden sonra hakkında KYOK (KOĞUŞTURMAYA YER YOK KARARI) verilmesi ve bu tanığın mahkememizde de “Nur Talebesi” olduğunu yinelemesi, bir başka tanığın “Nakşibendi Tarikatından” olduğunu beyan ederek değişik fakültelerde görevli 70-80 civarında bir çok akademisyenin “Fetöcü” olduğunu öne sürmesi, bir diğer tanığın mahkememizdeki yargılama devam ederken ara kararla bazı sanıkların tahliyesine karar verilmesi üzerine sosyal medya hesabı üzerinden mahkememizi işaret ederek “Tahliyeci şer odakları” şeklinde paylaşım yapması -Bu paylaşımla ilgili olarak Mahkememizce tanık C. K. hakkında suç duyurusunda bulunulmuş, ancak sonucu hakkında bugüne kadar mahkememize bilgi verilmemiştir-,

BİR DİĞER TANIĞIN BİLGİSİ SORULDUĞUNDA “BİZ İŞİ GÜCÜ BIRAKTIK, BUNLARI TAKİP ETTİK” ŞEKLİNDE BEYANDA BULUNMASI VE SADECE LİSANS MEZUNU OLUP AKADEMİK GEÇMİŞİ OLMAMASINA RAĞMEN …Ü’DEKİ “FETÖCÜLERİN” ‘KENDİSİNİN PROFESÖR OLMASINI ENGELLEDİKLERİNİ’ ÖNE SÜRMESİ, bir başka tanığın, dosyamızda yargılanan …Ü eski Rektörünü kastederek “Beni müdür yapmadı, o yüzden bu Rektör Fetöcüydü” demesi, bir başka tanığın mealen “Öğretim üyesi kadrosuna atanmak için her siyasi görüşten, her yerden ‘torpil’ buldum ama yine de kadroya atanamadım” şeklinde söylemlerde bulunması, sendika temsilcisi olan bazı tanıkların, kendisini Savcılık Makamı ve idare yerine koyarak, bazı kamu kurum ve kuruluşlarına yazı yazmak suretiyle “kurumlarında FETÖ üyesi kimse olup olmadığını sorması” ve buna benzer hususlar, bir kısım tanıkların tarafsızlıklarının ne derecede bozulduğunu, ne derecede hırs, kin ve intikam duygularıyla hareket ettiklerini, BİLİM YUVASI OLDUĞU SANILAN, YA DA EN AZINDAN ÖYLE OLMASI TEMENNİ EDİLEN ÜNİVERSİTENİN İÇİNDE, NE BÜYÜK İÇ ÇEKİŞME, MAKAM VE ÖZELLİKLE DE GELİR GETİRİCİ MAKAM KAVGASI, DEDİKODU VE AYAK OYUNLARI OLDUĞUNU GÖSTERMİŞ VE BUNUN YANI SIRA TANIKLARIN BEYANLARINA İTİBAR EDİLMESİNİ DE İMKANSIZ KILMIŞTIR.

2011 Rektörlük seçimi öncesinde oluşturulan konsensüs toplantısı birden fazla kereler yapılmış, HE, isimli Ülkücü kimliğiyle bilinen profesör bu oluşuma öncü olmuş, tanık SA.’nın beyanına göre bu toplantılara sanık olmayan kişiler de cemaati temsilen katılmıştır. Tanıklar İHG, ANİK, CK, FA, (Tanık FA 09.09.2015 tarihinde twetter adlı sosyal paylaşım sitesinden eski Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ’a hitaben “O gür sesinle keşke çıkıp radyo anonsu yapsan, genç subaylar rahatsız” diye paylaşımda bulunmuştur. -kaynak-…express haber sitesi 28.04.2018), SMF, MY, OZT, YE, isimli tanıkların beyanları dosyadaki büyük çoğunluk için ana delil olarak sunulmaktadır. OYSA BU İSİMLERİN FETÖ MENSUBU OLDUĞUNU BEYAN ETTİKLERİ KİŞİLERDEN HUKUKİ DURUMLARI SANIKLARLA YAKLAŞIK OLARAK AYNI OLAN BİR KISMI HAKKINDA KYOK KARARI VERİLMİŞ, BİR KISMI GÖREVİNDEN İHRAÇ DAHİ EDİLMEMİŞTİR. C. Savcılığınca KYOK kararı verilen kişiler mahkememizce tanık olarak dinlenmiş, bu tanıklardan bazılarının hukuki durumunun, dosyamızda yargılanan sanıklarla benzerlik gösterdiği de gözlemlenmiştir.

Bu dosya hakkında genel bir değerlendirme yapılacak olursa; soruşturmaya başlanılması ve kamu davasının açılması, İHA, YE, MY, OZT, tarafından oluşturulan isim listelerinin C. Savcılığına verilmesi sonrası CK, HB, FA, AC, gibi tanıkların ve BB. isimli müştekinin kendiliğinden C. Savcılığına giderek tanıklıkta bulunmak istemeleri ve konsensüs isimli oluşumdan bahsetmesi üzerine olmuştur. MAHKEMEMİZCE DİNLENEN TANIKLARDAN BAZILARI HAKKINDA DA C. BAŞSAVCILIĞI TARAFINDAN SORUŞTURMA YAPILDIĞI, ANCAK “YETERLİ DELİL BULUNMADIĞI” GEREKÇESİYLE KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA KARAR VERİLDİĞİ, BUNA KARŞILIK BU KİŞİLERLE AYNI VE HATTA DAHA HAFİF HUKUKİ DURUMDA OLAN BAZI KİMSELER HAKKINDA KAMU DAVASI AÇILDIĞI GÖRÜLMÜŞTÜR. ELBETTE Kİ C.SAVCILIĞININ İŞLEMLERİNİ DENETLEMEK MAHKEMEMİZİN GÖREV VE YETKİ ALANINDA DEĞİLDİR, ELBETTE Kİ MAHKEMEMİZİN GÖREVİ, HAKKINDA KAMU DAVASI AÇILAN KİMSELERİN YARGILAMASINI YAPMAKLA SINIRLIDIR, AMA ANAYASAMIZDAN, YASALARIMIZDAN VE DEVLETİMİZCE İMZALANARAK İÇ HUKUK NORMU HALİNE GELEN ULUSLARARASI ANLAŞMALARDAN DOĞAN, “EŞİTLİK”, “ADALET” VE “HAKKANİYET” İLKELERİ KARŞISINDA, BU DURUM, MAHKEMEMİZCE DİKKATE DEĞER BULUNMUŞTUR. Müşteki BB,nin, çalıştığı kurum olan…Ü’ye ait 3D yazıcı cihazını, kardeşi AB’a ait işyerine götürüp üniversitenin açtığı hizmet alımı ihalesine girerek, “Üniversiteye ait 3D yazıcı ile yine üniversiteye 3D yazıcı hizmeti sunması ve bu durumun tespit edilmesi üzerine tutanak tutularak bu yazıcının kendisinden geri alınması” olayının mahkememizce anlaşılmasından sonra, müştekinin, en azından bir kısım sanıklara karşı öfke duyabileceği ve husumeti olabileceği değerlendirilmiştir. Kaldı ki zarar göreni “kamu hukuku” olan bu suçta, dosyamız müştekisinin doğrudan ne gibi bir zarar gördüğü de tespit edilememiştir. Klasik olarak tüm Türkiye’de uygulanan soruşturma yönteminin dışına çıkılmış ve tüm Türkiye’de dikkate alınan “deliller irdelenmek suretiyle iddianame düzenlemek” yöntemi terk edilmiştir.

Mesela iddianamede Bank Asya kayıtları nerdeyse hiç bir sanık yönünden işlenmemiştir. Hangi tanığın hangi sanık hakkında, ne şekilde beyanda bulunduğu yazılmamış, toptancı bir yaklaşımla hareket edilerek, tüm tanık isimleri neredeyse her bir sanıkla ilgili bölüme yazılmıştır. Oysa mahkememizce alınan tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere, tanıkların hepsi, tüm sanıklarla ilgili bilgi sahibi değildir, zaten hücre yapılanması şeklinde örgütlendiği anlaşılan bir örgütle ilgili olarak böyle bir şey mümkün de değildir. Kamu davasındaki iddialar gayet üst perdeden olmasına rağmen, dosyada u büyük iddiaları izah edecek, destekleyecek küçük deliller dahi bulunmamaktadır. Mesela bazı sanıklar hakkında, “bölümde kadrolaşmayı tamamladığı” belirtilmiş, ancak bu çerçevede kimlerin ve nasıl bölüme alındığına yönelik herhangi bir belge sunulamamıştır. …Ü’de bir FETÖ yapılanması olduğu iddia edilmesine rağmen, üniversite ile ilgili bir örgüt şeması yoktur, kimin, hangi tarihte, üniversiteye geldiği, hangi Ünvanı ne zaman aldığı araştırılmamıştır. Belirli bir dönemde, belirli hayat görüşüne sahip insanların, belirli bir tarih aralığında, yoğunlukla üniversiteye alındığına dair bir tespit ve iddia yoktur. Kaldı ki dosyamız konusu suç, silahlı terör örgütü üyeliğidir, “adam kayırmacılık” değil.

Tüm yargılamalarda olduğu gibi, FETÖ üyeliği yargılamalarında da tüm Türkiye’de uygulanan “somut deliller esas alınarak yargılama yapılması ve karar verilmesi” ilkesi, Anayasamıza, Yasalara, Evrensel ve Yerel Hukuk Kurallarına, Temel İnsan Hak ve Hürriyetlerine, Vicdana ve Yargıtay kararlarına en uygun olandır. Mahkememizce de böyle bir yargılama olması ve böyle bir karar verilmesi için azami çaba gösterilmiştir. Silahlı terör örgütü yöneticisi; örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan, örgütü yöneten, örgüt üyelerine görev veren ve stratejiyi belirleyen kimsedir. Bir kimsenin örgüt yöneticisi olabilmesi için, örgütü, bu suça ilişkin kastını ortaya koyacak kadar bir süreyle yönetmiş olması gerekir. Bir kimse, örgüt mensupları üzerinde bulunuyor, geniş bir alanda işbölümü yapabiliyor, üyeler üzerinde sevk ve idarede bulunabiliyor, örgütsel faaliyetlerin organizasyonunda, icrasında harekete geçiren, engelleyen ya da durduran olarak rol alabiliyor, bu faaliyetleri denetleyebiliyor ise örgüt yöneticisi olduğundan söz edilebilir.

Somut olayda, iddianamede bir kısım sanıklar hakkında örgüt yöneticiliği yaptıkları iddiasıyla kamu davası açılmış ise de, -suç adı kısmında silahlı terör örgütü kurma veya yönetme yazdığı, sevk maddesinde ise TCK’nın 314/2. Maddesinin gösterildiği görülmüş ise de sevk maddesiyle bağlılık söz konusu olmadığından bu sanıklar hakkında silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçundan kamu davası açıldığı kabul edilmiş ve buna göre değerlendirme yapılmıştır.- sanıklardan hiçbirinin örgüt mensupları üzerinde olduğuna, işbölümü yaptığına, diğer üyelere emir ve talimat verdiğine, örgütsel faaliyetlerin icrasında harekete geçirme, engelleme, durdurma gibi eylemde bulunduğuna dair somut hiçbir iddiaya yer verilmediği, mahkememizce yapılan yargılama sonucunda da böyle bir delile ulaşılamadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle, hakkında örgüt yöneticiliği suçlamasıyla kamu davası açılan sanıklardan bir kısmının örgüt yönetici olmayıp silahlı terör örgütü üyesi olduğu anlaşılarak bu kişiler hakkında TCK’nın 314/2. Maddesi gereğince mahkumiyet hükmü kurulmuş, bir kısmının hukuki durumunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçu düzeyine ulaşmadığı, ancak örgüte yardım düzeyinde kaldığı anlaşılarak bu kişiler hakkında TCK’nın 220/7. Maddesi gereğince mahkumiyet hükmü kurulmuş, bir kısmının ise silahlı terör örgütü yöneticisi veya üyesi olmadığı, örgüte yardım da etmediği anlaşılarak bu kişilerin de beraatlerine karar verilmiştir. T.C. YARGITAY CEZA GENEL KURULU ESAS NO. 2010/5-109 KARAR NO. 2010/177 ve 28.9.2010 tarihli kararından alıntı: “Ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan ‘in dubio pro reo’ yani ‘KUŞKUDAN SANIK YARARLANIR’ KURALI UYARINCA, SANIĞIN BİR SUÇTAN CEZALANDIRILMASININ TEMEL KOŞULU, SUÇUN KUŞKUYA YER VERMEYEN BİR KESİNLİKLE İSPAT EDİLMESİNE BAĞLIDIR. GERÇEKLEŞME ŞEKLİ KUŞKULU VE TAM OLARAK AYDINLATILAMAMIŞ OLAYLAR VE İDDİALAR SANIĞIN ALEYHİNE YORUMLANARAK MAHKUMİYET HÜKMÜ KURULAMAZ. CEZA MAHKUMİYETİ, YARGILAMA SÜRECİNDE TOPLANAN KANITLARIN BİR KISMINA DAYANILARAK VE DİĞER BİR KISMI GÖZARDI EDİLEREK ULAŞILAN OLASI KANIYA DEĞİL, KESİN VE AÇIK BİR İSPATA DAYANMALIDIR. Bu ispat, hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına gelir. O HALDE CEZA YARGILAMASINDA MAHKÛMİYET, BÜYÜK VEYA KÜÇÜK BİR OLASILIĞA DEĞİL, HER TÜRLÜ KUŞKUDAN UZAK BİR KESİNLİĞE DAYANMALIDIR. ADLİ HATALARIN ÖNÜNE GEÇİLEBİLMESİNİN BAŞKA BİR YOLU DA BULUNMAMAKTADIR.”

Ağır ceza mahkemesinin değerlendirmesini okudunuz. Bence bu konuna manifesto olabilecek tespitler içeren bu kararı ve değerlendirmeleri bu davalara bakan tüm hakimler okumalı. Zira hukuk ve yargısal alanlar üzerinde manipülasyon yapılacak, keyfilikler içerecek bir alanlar değildir. Adalet herkese lazımdır ve doğrudan milletin bekası ve kaderi ile ilgilidir.

Bu kararı kaleme alan hakimlere bir kez daha mensubu bulunduğum devletim ve milletim adına minnet ve şükranlarımı sunuyorum. Onlar var olduğu müddetçe devletimiz ve milletimiz adına endişelenmemize gerek yoktur!

Selam ve sevgilerimle..


Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.