UŞAK ÜNİVERSİTESİ REKTÖR VEKİLİ SAYIN DALKIRAN’A AÇIK MEKTUP


ali galip baltaoglu Sayın Rektör vekilim Sayın Dalkıran Hoca  23 Eylül 2017 tarihinde dava adamlarına teselli olma babında rahmetli Necip Fazıl’dan bir beyit yayınlamış. Üzülme! Bu Davanın sahibi Haktır; Hak olan davada zafer muhakkaktır!

sayin dalkiran

Katılmamak mümkün mü? Elbette değil! Fakat sanırım bu konuda en son konuşacak kişi kendisidir. Zira Sayın Dalkıran Hocanın bildiğim öyle hukuk dışı  idari tasarrufları var ki; bu laf üstünde durmuyor!

Hak  nedir, dava adamlığı nedir üzerine konuşmaya uygun bir duruşunun olmadığını düşünüyorum. Dava adamlığı ve hak elbisesi ona on numara büyük gelir kanısındayım.

 Son bir yılda neler neler yaşadık.

At izi it izine karıştı! Kim ne yaptı belli değil. Merkeze çekilen sayın vali ile de dava arkadaşı olduğu söylenen Sayın Dalkıran rektör Sait Çelik tutuklandıktan sonra rektör vekili olarak atandı. Halihazırda da rektör adayı…

Yine bir doğruyu açıkça ifade edelim.  Sayın, Sayın Dalkıran beni hiç sevmez. Hatta nefret eder. Doğrusu benimde ona karşı duygularım pek pozitif değil. Ancak muhtemelen kendisinin düşündüğü gibi ona karşı sevgisizliğim nefret düzeyinde değildir.  Çoğu zaman yanlış yaptığını düşünür ve acırım. Hırslarıyla hareket eden, dünyasını abad edeceğim derken ahretini berbad edenlerden olduğunu görüyorum. Ne diyeyim. Allah ıslah etsin cümlemizi.

Bir işyerinde her zaman sevdiğiniz saydığınız adamlarla çalışmanız mümkün değildir. Kimse kimseyi sevmek zorunda da değildir. Ama özellikle idareciler karşılıklı saygı çerçevesini yıkmamak ve hak üzere olmak zorundadır. Aksi takdirde o iş yerinde huzur güven ve

++++ düzen olmaz..

Sayın Hoca, sevmediği bir adamı yok edeceğim derken ahlak dışı yollara tevessül eden biri kanaatimce. Nereden biliyorum? Benimle ilgili düşmanca idari tasarruflarından biliyorum.

Bu nedenle dava dediğinde pek inandırıcı olmuyor. Zira araya nefsin girmiş olduğu her türlü dava, olsa olsa şalvar davası olur. Kaldı ki aramıza sadece nefis girmedi çok ciddi KÖTÜLÜKler ve BAYAĞILIKlar girdi.

Şimdi Sayın Hoca’ya soruyorum. Hangi dava Sayın Hoca, hangi Hak..!? Gerçekten hak bir dava üzere yürüdüğünüzü mü zannediyorsunuz?  Bildiklerim sizin hak bir dava üzerinde yürümediğinizi ve yürüyemeyeceğinizi  gösteriyor. Hak, Allah’ın isimlerindendir malumaliniz.  Hak, İslamın felsefi boyutunda ALLAH demektir. Hukuk literatüründe ise hukuka uygunluk, adalet, anlamına gelir. Allah davasının adamı olmak,  ki,  Necip Fazıl’ın kastı odur,  hukuka ve adalete bağlılığa işaret eder.

Şüphesiz ki Allah adaleti emreder!

Siz Adil misiniz Sayın Hoca?

Hüküm vermek, şâhitlik etmek veya herhangi bir konuda görüş belirtmek üzere) konuşacağınız zaman, yakınlarınız(ın aleyhine) bile olsa âdil olun, Allah adına doğruya şahitlik edenler olun diyor Kitap!

Doğruya şâhitlik ediyor musunuz Sayın Hoca?

Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sürüklemesin diyor RABBİM, işitmiş miydiniz, Sayın Hoca? Ben risaleleri okudum ama ezber etmedim, var mıydı böyle bir bab hatırlamıyorum! Ancak Kitab-Kerim’e göre düşmanına bile adaletle hükmetmek ve davranmak zorundasınız!

İşitip iman etmiş miydiniz Kitaba, yoksa  işitip inkar mı etmiştiniz. İnkar ettiyseniz hiçbir sorun yok.  Haddizatında bunu sorgulamak haddimize düşmez. Dava adamlığından bahsetmediğin sürece tabii!

Merak ediyorum, sevmediğiniz bir adamı neden sevmezsiniz?   Sevmediğiniz adamı yok etmek için neler yapabilir, nelere cüret edebilir siniz?   Bu konuda ki potansiyeliniz nedir?  FETÖ kumpasçıları başarılı olup beni de cezaevine gönderselerdi, sevinir miydiniz? Bir FETÖ’cü daha belasını buldu  mu derdiniz, yoksa bela idi FETÖ vesilesiyle bu beladan kurtulduk mu derdiniz?

Sayın Hoca  sizinle  benim aramdaki fark nedir biliyor musunuz? Düşmanımın bile felaketine sevinmem. Adaletsizliğe uğrayan düşmanım bile olsa doğruya şahitlik ederim. Beldeli ne olursa olsun. Bedel ödemekten çekinmediğimi beni tanıyan herkes bilir. Galiba siz hariç!  Nerdeyse 6 yıl birlikte çalıştık bunu öğrenemediyseniz diyecek sözüm yok.

Gelelim şu sizin hakka hukuka dava adamlığına uygun icraatlarınıza.  Biliyorsunuz   İlyas EROL adlı   genç arkadaş rektörü FETÖ’cüdür diye,  Cimer’e şikayet etti.  Sonra bu arkadaş KOM’da ifade verdi ve benim de ismim, bu ifadeye istinaden Uşak   FETÖ iddianamesine sokuldu. Bu ifadede  İlyas EROL bana da FETÖ’cü diyordu. Bir şey daha diyordu,   ben bu bilgileri Arş.Gör. Adil ERKEN’den aldım!

Bende bu arkadaşı ve Adil ERKEN’i iftira ettiklerinden dolayı idareye şikayet ettim. Sait ÇELİK soruşturma açtı. Adil ERKEN bu dönemde üniversitede kendisinin FETÖ karşıtı olduğu için soruşturma açıldığını iddia ediyordu. Hâlbuki bu kişiye açılan hiçbir soruşturma bu sebeple açılmamıştı.

 .

Benim şikayetimle yürütülen soruşturmanın yarısında FETÖ isnadıyla Sait Çelik tutuklandı. Soruşturmaya siz vaziyet ettiniz. Rektöre FETÖ isnadında bulunanlardan biri de Adil ERKEN’di malumaliniz!

Adil ERKEN soruşturmada Ali Galip BALTAOĞLU hakkında İlyas EROL’a FETÖ’cü DEMEDİM, demiş. Yani dediğini inkar etmiş.

Sonuçta  İlyas EROL bizi Adil ERKEN dedi diyerek İddianameye sokmuş! Kızlarını FETÖ okullarında okutan, 2014 de Bosna gezisine gittiği söylenen sayın savcı da mal bulmuş mağribi gibi bu ifadeye atlamış  aynen iddianamesine almış. Ancak bu ifade doğrumudur acaba diye, Adil ERKEN’e sormamış. Bana da sormamış! Neden acaba? Yapmış bir iyilik bize!

İki tarafın ortak tanığı, öğrencileri  Adil ERKEN’le   buluşturan  sendikacı öğretmen Bilal ERTAŞ’ Adil ERKEN böyle DEMEDİ dememiş. Ortam gürültülüydü ben bir şey DUYMADIM, demiş.  Yine de Allah razı olsun ama, şayet duydu da duymadım dediyse bu da yalandır. Rabbimin huzurunda bu öğretmen kardeşimle hesaplaşacağız.  Ancak tanık Gökcan AKÜZÜM ve tanık Hüseyin KARASU, duyduk   DEDİ demişler.

Evet Sayın Hoca ben bu konuda İlyas EROL’a ve bu öğrenci kardeşlerime inanıyorum. Zira onların üniversitede hocayız diyenler kadar kirlenmediğini görüyorum.   Neden yalan söylesinler ve Adil ERKEN’e iftira etsinler  ki?

Böyle bir soruşturmada   sonucun ne olduğunu ve olacağını hukuk bilen herkes bilir. Adil ERKEN buna benzer birçok konuda şaibeli bir adamdır maalesef. Gelmiş bana bulaşmıştır.   Bence yanlış yapmıştır. Kaçak güreşir, yapar ama yapmam der. Adalet KESİN adıyla  fitnesini sahte hesaplardan yayar, sonra da bu ben değilim der. Bunu da üniversitede ilgili herkes bilir.

Şimdi  size basit bir sorum var Sayın Hoca? Bu  soruya doğru cevap verin de göreyim sizin DAVA ADAMLIĞINIZI?

Soruşturma Komisyonu Başkanı Yrd.Doç.Dr. Mesut ATASEVER’i çağırıp bu soruşturmayı kapatın ceza teklif etmeyin dediniz mi?

Çıkın  ve yiğit gibi, erkek gibi  cevap verin Sayın  Hoca!

Böyle bir talimat vermediniz ise  bu konuyu yargıya taşıyın? Soruşturma komisyonu üyeleri sıra sıra gelsinler hakim huzuruna yeminli ifadelerini versinler.

Haydi Hoca…  Bu soruşturmaya ben karışmadım. Bu heyet kendi özgür iradesiyle böyle karar verdi deyiverin bir hele.

Bu kadarla kalsa iyi! Sonrası daha da vahim be Hocam.

Biliyorsunuz idarenizden hakkımda yaptırdığınız  soruşturmaların dosya örneklerini istedim. Soruşturmaları  ben talep etmiştim.  4982 sayılı  Bilgi Edinme Hakkı Kanunu gereği bunun belgelerini edinmek    yasal hakkımdı.  Adil Erken soruşturması başta olmak üzere hiçbir dosyanın  tamamını vermediniz. Tanık ifadeleri kısmını çıkartıp verdiniz. Bunu da  yasanın  19. maddesinin b ve d bendlerini gerekçe göstererek yaptınız.

İlgili yasa şöyleydi:

İdarî soruşturmaya ilişkin bilgi veya belgeler

MADDE 19.- Kurum ve kuruluşların yetkili birimlerince yürütülen idarî soruşturmalarla ilgili olup, açıklanması veya zamanından önce açıklanması hâlinde;

b) Kişilerin veya soruşturmayı yürüten görevlilerin hayatını ya da güvenliğini tehlikeye sokacak,

d) Gizli kalması gereken bilgi kaynağının açığa çıkmasına neden olacak veya soruşturma ile ilgili benzeri bilgi ve bilgi kaynaklarının temin edilmesini güçleştirecek,

Bilgi veya belgeler,  bu Kanun kapsamı dışındadır.  

 Gerçekte  hangi maddeye giriyor sayın dava adamı Sayın Hocam!

Siz hangi davanın adamısınız?

  Ben yaptığım hukuksuzluğa iki gerekçe uydurdum mu diyorsunuz? Al sana  iki şapka  hangisi uyarsa onu kullan mı diyorsunuz bana!

Hukuk ve hak anlayışınız bu mudur?   Halbuki siz kullanacaksınız.

 Şapka numarasını tam olarak tespit edemediniz herhalde!   Size göre hangi şapka  uydu? Yoksa,  uysa da uymasa da mı diyorsunuz?  Yanlış yapıyorsunuz. Zira hukuk, kapak yapar böyle uydurmacıları be Sayın Hoca!

Şaka mısınız siz sayın Hoca? Kimin hayatı tehlikeye girecek kıytırık bir soruşturmadan?  Terörist miyiz biz? Gizli kalması gereken bilgi ne?  Kurduğunuz Kumpas mı? Tanık ifadelerini  neden saklıyorsun Sayın Hoca!

   Bak saklamışsın, ama saklayamamışsın  gazeteci bulmuş! Ayıptır günahtır!

Var mı İslam davasında yalana geçit. Bak sizin  üstadınız  bile şöyle diyor. Kendi dilinden okuyucu anlamayacağı i için açıklamasını aynen veriyorum.

“Yol ikidir, derken ya doğru söyleyeceksin ya da sukut edeceksin, üçüncü yol olan yalana cevaz yoktur deniliyor. Üstad Hazretleri içtihadı ile bu zamanda yalanın cevaz verildiği noktaları da men ediyor. Zira bu asrın hususiyetleri ve gerekleri yalanın bazı meşru ruhsatlarını mümkün kılmıyor. Malum içtihada açık hükümler zamanların değişmesi ile değişebilir ki Üstad Hazretleri eski zamanda ruhsat verilmiş noktalara ruhsatı kaldırıyor. Sukut etmek insanın zor durumda kalmasına bir reçete bir çözümdür, sukut  yalan sınıfına girmediği için zor anlarda kullanılabilir. Yalana gitmektense sukuta gitmek daha salim ve ehven olanıdır. Bu sebeple Üstad Hazretleri “ya sıdk ya sukut, yalana asla geçit yok” diyor.

Ya işte  böyle diyormuş üstad hazretleri. Men ediyormuş insanları yalandan! Ne tesadüf Allah’ta men ediyor!   Rabbim, münafıklığın en büyük alametinin yalan söylemek olduğunu bildiriyor!

  Benim sizin  ve üstadınızdan farkım şu. Doğruyu bilirken sukut etmek yok hoca.  İslam davasının sahipleri hakkı haykırıyorsa davalarının eridirler. Sizin sukuta ruhsatınız var, anlaşılan. Ama benim yok. Bu yazının bir sebebi de budur. Sukut ettirin bakalım ettirebiliyorsanız!

Allah(cc) vermiyor o ruhsatı bana.  Diyor ki Allah(cc)  Yalanı, ancak Allah’ın âyetlerine inanmayanlar uydurur. İşte onlar, yalancıların ta kendileridir.

Yalan karşısında sukutta yalandır, HOCA!  Pasif iyi aktif kötünün suç ortağı ve teşvikçisidir.

Şu kadarını bil Sayın Hoca, yaşadığım müddetçe ne sizi  ne de, bana dair hukuka aykırı  abuk subuk belgelere  imza atan isimleri affetmeyeceğim.  Güçlü gördüğüne kul olan,  kul hakkına girerek adaleti kökünden sarsan,  hak hukuk tanımayan bu arkadaşları bir şekilde yargı önüne çıkartacağım. Ama ceza mahkemelerine, ama hukuk mahkemelerine, bilmiyorum. Kime ne kısmet olacak bakalım.

4982 sayılı yasaya dayanarak hangi soruşturma dosyasını istediysem, hepsini aynı gerekçeyle vermediniz dava adamı Sayın Hoca!  Altına da yasa gereği idare mahkemesine gidebilirisiniz diye yazdınız.

Mahkemeden korkunuz yok biliyorum. Mahkemelerden genel de yasalara uyan namuslu insanlar korkar. Orada kaybetmek namuslu insanlar için onur meselesidir.

Kanunsuzlar mahkemeden korksalar kanunsuzluk yapmazlar. O sebeple kanunsuzlar hukuku  ve  mahkemeleri tanımazlar. Mahkemeler sizin zulmünüzün oyalama mekanları olmuş maalesef. Zamana oynuyorsunuz.

Ben bu planı biliyorum, her bir işlem için  yargıya gideceğim, idare mahkemesi 1-2 sene sürecek, bir sürü masraf yapacağım falan filan. Bu arada da atı alan Üsküdarı geçecek, her şey sizin istediğiniz gibi sonuçlanacak öyle mi?

Benim o kadar vaktim yok Sayın Hoca. O belgelerin her birini başka yasal yollarla alır gereğini yaparım.  Adil ERKEN’i de korumak istediğin başka kumpasçıları da koruyamaz hale geleceksiniz. Eninde veya sonunda!  Yaşayan görecek.

Bak Sayın hocam,  yaşınız benden büyük ama aklınız değil. Muhataplarınızı salak, kendinizi  uyanık zannetmeyin lütfen. Yasalara uymamak, insanların yani kulların hakkına girmek zulümdür. Firavunluktur!  Size şiddetle tavsiyem bu tür işlere daha fazla girmemenizdir. Bana kumpas kuranların aleyhine olan delilleri vermemek için yasaları ihlal edeceksiniz, o kumpasçıların dilekçesiyle hakkımda soruşturmalar açacaksınız, öyle mi? Bu nasıl bir hak anlayışıdır.

Uşak Üniversitesi’nde çok bilinen fıkrada söylendiği gibi  “taşların bağlandığı köpeklerin salıverildiği”  bir düzen kuracaksınız. Buna da hak mı  diyeceksiniz.

Hak adamının  ve dava adamının hareket tarzı bu mu?

 O üniversitede   açıköğretim fakültesi ve yükseköğretime dair sınav yetkileri dahil bir çok yetki benim elimdeydi. Hatırlıyor musunuz?  Sizinle ilgili de birçok tasarruf elimden geçti. Bir kez bile yetkimi sizin aleyhinize kullandığımı hatırlamıyorum. Kullanırdım ve birçoğunu ruhunuz bile duymazdı.  Ama kullanmadım. Sizi insan olarak değil ama kişilik olarak sevmediğimi bilirsiniz. Sizden korktuğumu çekindiğimi de düşünmezsiniz herhalde! Ama herkese karşı olduğu gibi size de adil davrandım. Hatta sınav sırasında  başınız sıkıntıya düşmesin diye yanınıza tecrübeli elamanlar görevlendirirdim. Yardımcı olmaya çalışırdım. Yanlış bir şey yapmayasınız da sıkıntı yaşamayasınız diye!  Neden?

  Çünkü ben, din gününde Allah’a karşı mahcup olmaktan korkar çekinirim.  Bu sebeple hayatım boyunca,  hoşlanmadıklarıma da sevmediklerime de düşmanlarıma da adil  davranmak temel prensibim olmuştur.

Yetki elime geçtiğinde bana kötülük etmiş kimselere dahi   düşmanlık etmedim, yetkimi kötüye kullanmadım.  Geçmişte yaşananları  sorun Murat ÖNTUĞ’a, sorun yardımcınız Saim beye anlatsınlar size. İkisi de bugün sizin mesai arkadaşlarınız.  Bugün size yakın çalışan mesai arkadaşlarınızın birçoğu geçmişte   bana çok kötülük ettiler. Belki istemediler ama  amirleri öyle emretmişti,  çaresizdiler!    Ama ben onlara etmedim. Etmem de!  Nefsimi bu konularda hep  müteyakkız tutmaya özen gösterdim ve gösteriyorum.

 Allaha şükür bugüne  kadar sapmadım. Rabbim  bugünden sonra da yere sağlam bastırsın, ayağımızı kaydırmasın ve saptırmasın inşallah.

Evet Sayın Hoca beni karşınıza aldığınıza, hedef yaptığınıza  göre öncelikle şunu aklınızdan hiç çıkarmayın. Benim yanlış işlere giren veya girme  temayülü taşıyan, bir şekilde devlet görevi almışta olsalar  hiçbir güçten korktuğum vaki değildir. Bir bakın geçmişe  gücüne güvenip beni yok etmeye girişen Kemal Gürüz de,  28 Şubat sonrası rektörü Şan ÖZALP’ta eski rektör’ Adnan Şişman’da bugün yoklar. Üstelik her birini 9-10 yılda da olsa, hukuka aykırı iş ve işlemlerinden dolayı  mahkum ettirdim. Bu adamları yerel mahkemelerin mahkum edememesinden dolayı mahkemeler hakkında da bir fikrim var! Davalar reddedilir. Yargıtay’a defalarca gider gelir sonunda kabul edilir, haklı ve sabırlı olduğunuz için kazanırsınız. Bu arada 9-10 yıl geçiyor haliyle.

Dolayısıyla kanunsuzlardan korkmam. Yasaları tanımayanların eninde sonunda helak olacaklarını  bilirim. RABBİM zalimlerin hakkından muhakkak gelir. Ama Ali Galip eliyle, ama bizzat zalimlerin eliyle. Adı Müslüman olanlarda pek iş olmadığı için zalimleri zalimler eliyle itlaf etmekte Rabbimin ayetlerindendir.  Sünnettulahtır bu ve Allah’ın kanunundan kaçış yok Sayın Hoca.

Uşak üniversitesinde Sait Çelik  zamanında kaç kişinin sözleşmesi uzatılmadı, Sayın Hoca?

Siz uzatılmış sözleşmemi son gün iptal edip 3 ay uzatmaya çevirdiniz? Bu garip işleme mantıklı bir gerekçeniz var mı?

Yasal işlemi iptal ettirip yasal olmayan işlem tesis etmenin manası nedir?   2547 sayılı yasa da 2 yada 3 yıl  uzatılır der. 3 ay  uzatmak nereden   çıktı?

Yasaya rağmen bunu neden yaptınız? Yasalara saygınız yok mu?

Beni dava açmak zorunda bıraktınız, ondan sonra 3 yıl uzatmaya çevirdiniz? Ne hakkınız var beni bunlarla meşgul etmeye? Üniversitenin bu konuda yaptığı veya yapacağı yargı masraflarını üstlenecek misiniz?  Hukuka aykırı işlemler nedeniyle tüyü bitmedik yetimlerin hakkını bütçeden  hoyratça  harcama hakkını nereden buluyorsunuz?

Ayrıca bilginiz olsun, 28 Şubat rektörlerinden Şan Özalp’ın 2-3-4 ay gibi uzatmalar yaptığını hatırlıyorum insanlara mobbing yapmak için. Rektör  Halim Sözbilir’de sanıyorum dekan Adnan Şişman’ın teklifiyle 2005 yılında sözleşmemi 5 ay uzatmıştı. Mahkeme yürütmeyi durdurma verince yasayı uygulamak zorunda kalmıştı. Özlük dosyamda vardır ibret için bakınız Sayın Hoca!  Bu uygulamalarınız bana 28 Şubat YÖK’ünü ve rektörlerini hatırlattı…

Hangi davadan, hangi haktan  bahsediyorsunuz siz? Siz düşmanlarınıza çoktan benzemişsiniz!

Niye bana bunları  yaptınız desem, diğer yaptıklarınızın yanında saçma olur! Maksat rahatsız etmek olsun öyle mi? Kim dedi böyle şeylere pabuç bırakacağımı size? Personel dosyasındaki özlük dosyama bakıver hocam. 10 klasör kadar var. O belgeleri incele. O soruşturmalar hırsızlıktan, arsızlıktan, yüz kızartıcı eylemlerden değildi elhamdülillah. O mahkeme kararlarının her biri    Firavunlara karşı bir  REDDİYEYDİ. O belgeler  28 Şubat ve devamı sürecin zalimlerine karşı verdiğim mücadelenin eserleridir. Onlar benim ahret beratlarımdır.

Şimdi herkes iktidara pervane! Şimdi herkes FETÖ düşmanı vs. Ben o dönemlerde  Ak Parti üyesi olduğum için soruşturma geçirip maaş kesim cezası almıştım, Sayın Hoca! Etrafımda kimse yoktu. Ne büyük Ak Partili Adil Erken, ne de sendikacı arkadaşlar. Herkes tam siper sinmişti ve yine  herkes FETÖ/cemaat peşinde itibar arayışındaydı.  Bugün bana Fetöcü diye iftira edip kumpas kuran,  FETÖ’ye hizmet eden korkaklar ve  zavallılar ortalıkta yoktu o zamanlar..

Yargı  yasalara aykırı olduğu için o   cezayı da  iptal etmişti. Aç sicil dosyama bak oradaki  yargı kararına Sayın Hoca!  Ben zor zamanda cephedeydim. Siz neredeydiniz?    İktidar ve güç zehirlidir. İktidar bir zamanlar zulme uğramış insanları bir anda firavun yapar. Dikkatli olmak gerekir.

9 aya yakındır üniversite yönetiyorsun  neler ürettin be hocam. He mi de dava adamı olarak!

Bak Sayın Hoca. Sizin bana yaptığınızı sizin nefsinizde  bir test edelim. Rektör vekili olarak atandığınızda, ben twetimde “Kripto paralel’in yeni hortum yeri rektör vekilliği” diye bir tewet atsaydım. Veya  siz falanca bakanlığa görevlendirilseydiniz “Kripto paralel’in yeni hortum yeri X bakanlığı”  deseydim.

Beni şikayet eder miydiniz?

Bence ederdiniz.

Peki ceza alır mıydım, kesin alırdım? Çünkü bu büyük bir had bilmezlik ve terbiyesizlik olurdu. Hatta  biraz daha zorlarsanız bu ceza  memuriyetten  mene kadar bile giderdi. Doğrusu haklı da olurdunuz. Böyle bir şerefsizlik bir devlet memuruna bir öğretim üyesine asla yakışmazdı.

Şimdi size baraj sorusu. İnsanlığınızın ve adaletinizin test edildiği soru bu!

Sayın  YÖK başkanı bu suçu işleyen benim itirazım üzerine  kime söylendiği belli değil gerekçesiyle cezayı kaldırsaydı, o YÖK Başkanı hakkında ne düşünürdünüz?

İşte Sayın Hoca. Böyle bir durumda ne düşünürseniz, ben de sizin hakkınızda onu düşünüyorum. Ne bir eksik ne bir fazla!

Mızrak çuvala sığmıyor değil mi?

Gelelim  bu işin   Allah huzurundaki ölçüsüne. Dava adamı olmak,  hak adamı olmak Allah’ın ölçüsüne riayetle olur diye biliyorum. İtirazınız yoktur herhalde.  Bana yapılan hakaret ve  haksızlık karşılığında ceza alanın cezasını,  siz ve kurduğunuz heyet kim oluyor da  af ediyor? İnandığınızı söylediğiniz din ne diyor bu hususta?

Siz de dahil bu kadar adam, hem de isimlerinin önünde koca koca payesi olan adamlar, kime söylendiği belli değil diyerek nasıl açıkça yalan söyleyebiliyor?

İslam hukukunda KISAS neden önemlidir? Haksız yere işlenen cinayetlerde neden af yetkisi ölenin en yakınlarına verilmiştir? Kısas neden vardır? Hiç bunları düşündün mü Sayın Hoca!

Ayrıca bu kumpasçı ve hakaretçi failin, bize karşı işlediği suçlardan aldığı cezaları kaldırırken, kumpasa karışanların (Volkan Turan, Sezayi Daşdemir, İlyas EROL)  şikayetiyle  hakkımda soruşturma açmak, ceza vermek   dava adamlığınıza yakışır adaletinizin göstergesi olsa gerek herhalde!

Hele hele İlyas EROL’un şikayetiyle soruşturma açtıktan  sonra, soruşturmacı ceza teklif etmeyince, cezaya gerek görülmedi dedikten sonra,  aynı konuda tekrar soruşturma açmak ve savunma almak ne anlama geliyor? Ceza teklif edecek soruşturmacıyı anca mı buldunuz   Sayın Hoca!

Sizin hakkınızda ne düşüneyim Sayın Hoca?  Ben rektör adayıyım ve rektör vekiliyim kimse bana karşı yazamaz, söyleyemez, kral çıplak diyemez mi  diye mi düşünüyorsunuz. Yanılıyorsunuz. Hukuka uygun hareket etmeyenleri feriştah olsalar bile yazarım hoca! Herkes haddini bilecek ve kendine gelecek. Görevinizi yapacaksınız. Göreviniz yapmazsanız hukuka aykırı işler yaparsanız yazarım, söylerim mücadelemi ederim. Eski Türkiye’ye dönmeye hiç niyetim  yok.

Doğru bildiğimi söyleyemeyeceksem dünyada yer işgal etmenin lüzumsuz olduğuna inanırım. Bana bunları yapabilen bir kişiliğin, eline fırsat geçerse herkese her şeyi yapabileceğini düşünürüm. Hadi elinizden geleni ardınıza koymayın.

Bu yaptıklarınız dışında neler yapabilirsiniz onları da göreyim!  Ben 56 yaşındayım bugüne kadar olmadım, bu yaştan sonra da kimsenin şamar oğlanı olmaya niyetim yok hoca, bilesiniz.

Siz nasıl bir şahsiyetsiniz, anlayamadım hocam? Ben sizin Tayyip Erdoğan’dan zerre kadar hoşlandığınızı düşünmüyorum. Hatırlayın  Alaaddin Aktaş’la odanızda otururken, Alaaddin Aktaş’ın Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan aleyhine sözlerini, onayladınız mı onaylamadınız mı? Aktaş, böyle giderse Tayyip Erdoğan yıkılacak çok yanlış yapıyor dediğinde, ona katılıp onayladınız mı onaylamadınız mı? Duydumla oluyor ya bu işler. Vallahi duydum, billahi duydum.  Ben duyan memurların yalancısıyım!  Üstelik benim duyduğum memur Adil ERKEN gibi duymadım demez. Ondan çok daha fazla mert ve erkektir diye düşünüyorum.

Bakın sayın Hocam  ben putperest biri değilim Cumhurbaşkanımızı de eleştiriden muaf gören biri de değilim.  Elbette eleştirilebilir. Ama samimi olmak şartıyla. Ben sadece sizin samimiyetinizi sorguluyorum. Gerçek bakışınızı saklayıp, ortalıkta rektör olacağım diye “Allah benim ömrümden alıp Cumhurbaşkanımıza  versin” duanızı samimi bulmuyorum. Gerçi bu duanıza   bütün samimiyetimle   aşkla ve şevkle AMİN diyorum.  Mümkün olsa da sizin ömrünüzden alsa Cumhurbaşkanımıza verse Rabbim. Cumhurbaşkanımızı düşürürlerse, II Abdülhamit tahttan düşürüldükten sonra neler olduysa onlar olacak diye endişe ediyorum. Bu nedenle liderimizin   şu anda  ülkemize çok lazım olduğunu düşünüyorum. Yanlış anlamayın size bir husumetim  yok, bu duaya amin demekteki amacım Cumhurbaşkanımızın çok yaşamasına ait arzumu ifade içindir! Duanıza bütün kalbimle bir kez daha AMİN diyorum.  Sizden de aşk ve şevkle kendi duanıza  amin demenizi bekliyorum. Ben duaya inanırım. Kim bilir, hep birlikte amin dersek Rabbim kabul ediverir belki! Dua bu dua, boru değil! İman sahipleri bilirler bunun önemini.

Bak bu duyum  çok önemli Sayın Hoca! Rektör gibi FETÖ’den takibata  uğrasaydınız ve cezaevinde olsaydınız,  sayın savcı bu duyumumu  kesin Uşak  FETÖ iddianamesine yazardı. Alaaddin AKTAŞ gibi üniversiteden ihraç edilen bir fetöcüyle Cumhurbaşkanımız aleyhine konuşmalar, basbayağı koçlar gibi delil olurdu. Gerçi savcı duyumları araştırmadan iddianameye koyuyor ama araştırsa bile  benim duyumumun kaynağı şahidim, savcı huzurunda gerçekleri ifadeden kaçmazdı!

Valla sonra Marko paşaya anlatırdınız derdinizi. Ucuz atlattınız  be hocam! Ama ben yinede sizin FETÖ’cü olmadığınızı düşünüyorum. Bu konudaki kanaatimi mahkemede ifadeye koyardım, merak buyurmayın. Söyledim ya ben doğru bildiğime tanıklık ederim…  Biliyorsunuz, bu FETÖ işi tehlikeli… Dikkatli olmak lazım. Geçmişte ölün, yaralın, vukuatın  varsa daha da dikkatli olacaksın.

Siz de şunu gördüm Sayın Hoca.  Rektöre ve bana FETÖ’cü diyen kim varsa hepsinin geride bıraktığı pislikleri  temizlemeye çalıştınız ve çalışıyorsunuz. Bunun için hukuka aykırı işlemleri gözünüzü kırpmadan yapıyorsunuz. Ben,  rektöre  ve bana kumpas kurulduğunu düşünüyorum. Bu konuda elimde yeteri kadar veri var. Kumpasçılara hukuka aykırı idari işlemlerle  destek atan sizin hakkınızda ne düşünmem gerekirse onu düşünüyorum. Makamınıza elbette saygı duyuyorum. Devlet terbiyesi ile yetişmiş bir insanım. Ancak kişiliğinize ve şahsınıza saygı duymuyorum. Çok üzgünüm.. Bu kadar iş çevirdikten sonra benden  saygı beklemeniz de doğru değil zaten.

Bakınız  Sayın Hoca. Yukarıda da ifade ettiğim gibi, bu FETÖ işi tehlikeli bir iş. Benim gibi bir adamı iddianamelere FETÖ diye geçirmişlerse, güneş batıdan doğuyor demektir!

Böyle bir durumda siz haydi haydi FETÖ’cü olursunuz!  Rektöre FETÖ diyenler size de FETÖ diyordu rektör tutuklanana kadar. Biliyorsunuz değil mi?  Hangi tarihe kadar evinize Zaman Gazetesi girdi, bir hatırlayın bakalım!  Ayrıca rektörün FETÖ soruşturmasında  sizin de adınız FETÖ’cü diye geçiyor. Duyduğuma göre Adil KARAMAN sizin ve rektörün bir yemek sırasında birbirinize bir dolar gösterisi yaptığınızı söylemiş.  Bir de siz  bu Adil Karaman’ın genel sekreterliğe atanması için   referans olmuştunuz değil mi? Vah vah..

Yine duyduğuma göre, şu meşhur  dolar hikayesi  tutuklanmadan önce  mahkemede rektör Sait Çelik’e sorulmuş.  Çelik böyle bir şeyin olmadığını hayal ürünü olduğunu, tanığın hasta olduğunu düşündüğünü söyledikten,  sonra, sizin de FETÖ’cü olmadığınızı  ifade etmiş. Risale terbiyesinden geçmiş bir ekolden geldiğinizi söylemiş! FETÖ’cü değildir, demiş. Yani doğruya tanıklık etmiş.

Yine duydum ki; rektör FETÖ’cü müdür,  diye soran bir arkadaşıma siz bilemem demişsiniz. Nasıl bilemezsiniz?  6 yıl birlikte çalıştınız. Kripto ise hiç birimiz bilmeyiz. Onu ben de bilemem. Ama bildiğinizi söyleyiniz.  FETÖ’cüyse  FETÖ’cü deyiniz, değilse, değil deyiniz. Bizler zahire göre konuşmak zorundayız.  Bâtını bilemeyiz. Dava adamları sözü net söylerler, oraya buraya kıvırmazlar, sözün anlamını kaydırmazlar. Muallâk konuşmazlar. Öyle değil mi Sayın Hoca ben mi yanlış biliyorum.

Doğrusu şu süreçler yaşanırken Uşak’ta idareniz altında olmak isterdim. Hukuka aykırı iş ve işlemlere girişenleri uzaktan değil,  bizzat yakından  görerek yaşayarak karşılamak isterdim.  Bu kadar pisliğe batanların damarlarındaki kan basıncının bu işlere ne kadar yeteceğini, bizzat görmek ve  ölçmek isterdim.  Şu soruşturmaları yapan ve disiplin kurullarında yanlış idari işlemlere imza atan hocaların yüzlerine  iki çift laf söylemek  isterdim.

Sonuç olarak Sayın Hocam bu size ilk mektubumdur. Siz talep ettikçe mektuplaşırız sizinle. Keşke hiç yazmak zorunda kalmasaydım. Bunu yazmak zorunda kalmaktan dolayı gerçekten çok üzgünüm.  Kırılmamanızı ve üzülmemenizi dilerim. Bana bu kadar hukuk dışı iş yaptıktan sonra bile eşinizi ve çocuklarınızı düşünerek, yazıp yazmama konusunda bin kez düşündüm.

Hiçbir insan evladının   eşi ve çocukları,  böyle şeyleri duymayı  hak etmez.  Babaları yanlış yapsa da mümkün mertebe bilmemeliler,  diye düşünürüm.  Ama benim eşimi ve çocuklarımı düşünmeyen, 6 yıl boyunca beraber çalıştığınız Sait Çelik’in eşi ve çocuklarını düşünmeyen olarak, sizin bunu hak ettiğinize  karar verdim. Bu  yazı  size karşı yazılmalı ki, yaptığınızla yüzleşesiniz  Herkes ama herkes akşam eve gittiğinde çocuklarının ve eşinin yüzüne bakabilecek işler yapmalı çalışma hayatında. Bu konuda dikkat etmesi gereken sizsiniz.  Bu konuda  en azından teorik olarak bana  hak vereceğinizi ümit ediyorum.

Kimseye hukuk dışı davranışlar işine girmeyin Sayın Hoca,  Gücünüze sakın güvenmeyin. Ben güçlü olmadığınızı biliyorum da güçlü olsanız bile güvenmeyin. Firavunun işini bir sinek bitirdi. Ben hayatım boyunca devletime ve milletime saygılı bir insan oldum. Hakka hukuka riayet ettim. Türkiye’nin her yerinden öğrencilerim arıyor. Hocam size nasıl FETÖ isnat ederler,  mahkemeye gelelim biz tanıklık edelim diye!  Çocuklarım şokta! Bunlar 1995 yılından beri mezun ettiğim öğrencilerim. Şükür ki mahkemelik bir durumuz yok. Ama bu konuda bu kadar gürültü çıkarılabilmesinin müsebbiplerinden biri de sizsiniz maalesef. Bir tetikçi hastanın valilik yoluyla, KOM’da kayıtlara geçirdiği, şahsım ve rektör hakkında tarihi eser kaçakçısı, Alman ajanı vs gibi iddialardan  haberiniz olduğu kanaatindeyim.   Valinin bunları sizinle paylaştığını düşünüyorum.  Keşke bu olayların içine hiç girmeseydiniz. Yazık ki yazık..

Ben idareciliğin belalı bir iş olduğunu bilirim. O koltuklarda oturup ta yanlışa bulaşmamak ne kadar zordur! Ama sonuçta dava adamı olma, hak adamı olma bu koltuklarda ölçülür.   Dokuz aylık idareciliğinizde iyi bir sınav vermediniz. Ama ben sizin Uşak’ta  rektör olma şansınız olduğunu duydum. Dilerim  rektörü olursunuz. Olur da sonucu hep beraber  görürüz. Sizinle çalışmak çok isterim doğrusu…

İşte böyle Sayın Hoca ! Sonuç olarak  zalimler yaptıkları zulümde kendilerini   haklı görürmüş derler.  Sizin için dua yerine geçecek bir sözle, sözü tamam edelim.  Aramızdaki hukuki ve insani ihtilaflarda kim haksız  ise Yüce RABBİM onun tez zamanda belasını vere, yerle yeksan ede!  AMİN

Doğruya şahitlik eden tevhit erlerine selam olsun,  Vesselam..

http://www.usak.tv/rektor-vekili-sayin-dalkiran-acik-mektup-makale,185.html


Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.